OKULA UYUM

OKULA UYUM


Okula başlamak her şeyden önce zihinsel, duygusal, bedensel ve sosyal açıdan bir hazır oluşu gerektirir.
 
     Okula yeni başlayan öğrenciler için okul dönemi, çocuğun ailesinden ilk ayrılış dönemidir. Evden ayrılış ve yeni bir ortama girmenin getirdiği belirsizlik, beraberinde kaygıyı da getirmektedir. Okulda uyuması gereken birçok kural vardır. Aileden ayrılmanın yanı sıra bu kurallara uymakta da zorluk çekebilirler. Bu yaşanabilecek zorluklar sadece okula ilk başlayan öğrencilerde değil, ara sınıflara başlarken de görülebilir. Bazı çocuklar okula gitmekten kaçınma yönünde büyük çaba sarf ederler. Heves ve enerji kaybı, alıngan ve sinirli olmak, ağlamak, iştahsızlık, baş ve karın ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler gösterebilirler.
 
      Çocuğun okula uyum sürecini etkileyen birçok faktör olabilir:
-Çocuğun mizacı yani doğuştan getirdiği kişilik özellikleri bu süreci büyük oranda etkilemektedir. Doğuştan sessiz, sakin kişilik özelliğine sahip olan çocuklar ilk günlerde uyum sağlamış gibi görünüp sonrasında tepki verebilir. Kendini ifade edebilen sosyal yönü ağır basan çocuklar ise kısa sürede uyum sağlayabilirler. Hareketli yapıdaki çocuklar genelde ilk günlerden tepki gösterip sonradan uyum sağlayabilirler.
-Daha önce okul deneyimi olan çocukların okula uyumu daha kolay olurken,  yaşadığı deneyimlerde zorluk yaşayan çocuklarda ise uyum zor olabilir.
-Bir diğer faktör ise okulun üzerine düşen görevleri hangi bakış açısı ve prensip içerisinde ele aldığıdır. Çocuğa koşulsuz sevgi ve güven sağlanmalı; zorlamadan, gözleyerek izlenmesi ve benimsemesi sağlanmalıdır.
-Ebeveyn faktörü de önemli ölçüde etkiler. Tutarsız ve kararsız anne baba tutumları, aile bireyleri arasındaki farklı görüşler ve gruplaşmalar olumsuz yönde etkilemektedir.
-Ergenlik öncesi ya da ergenlik döneminde çocukların yaşadıkları fizyolojik ve psikolojik değişimler de çocukların çevrelerine karşı algılarını etkileyebilir.
 
 
 
Peki okula uyumu kolaylaştırmak için neler yapılabilir?
-Okula başlamadan önce okulu ziyaret etmek faydalı olacaktır.
-Sakin kalmalı, ona güven vermeli. Ebeveyn ne kadar kaygılı ve endişeli olursa bu durum çocuğa da mutlaka yansımaktadır.
-Vedalaşmaların süresi kısa tutulmalı. Süre ne kadar uzarsa öğrencinin kaygısı o kadar artmaktadır.
-Her durumda kararlı ve tutarlı bir tavır sergilenmesi gerekmektedir.
-Ergenlik öncesi ya da ergenlik döneminde olan gençler anne-babalar her şeyden önce gencin gelişiminin bir geçiş noktasında olduğunun, onun ‘değişim ve başkalaşım’ sürecinden geçtiğinin bilinci içinde olmalıdır.
-Çocuğun her konuda desteklenmeye ve yüreklendirilmeye ihtiyacı vardır. Yapılabilecek en iyi yaklaşım ise öğrenciyi anlamaya çalışmak, sorunlarını önemsemek ve ona güven vermektir.
 
 
Birey Okulları Psikolojik Danışmanı
Asena Yalçın